Blog Kategorileri
İlandex Blog

Restoran işinin içi seni yakar dışı beni kavurur...

Gıda sektöründe hizmet sunan zincir restoranlarda  uzun yıllar yöneticilik yapmış olan  S.G.  ile yaptığımız röportajda, restoranlarda  yaşanan sorunlar hakkında konuştuk...
28.2.2017 15:00:00
Okunma Sayısı : 949
Restoran işinin içi seni yakar dışı beni kavurur...


İlandex: Gıda sektöründe maalesef hiç kontak kapanmıyor. Özellikle Paket Servis Hizmeti veren restoranlar  haftanın 7 günü açık. Sizce doğrusu bu mu?
Evet, gıda sektöründe hizmet veren işletmelerin büyük  çoğunluğu haftanın yedi günü kesintisiz hizmet sunmayı tercih ediyor. Çünkü, eğer paket servis ağırlıklı hizmet sunan bir restoran işletiyorsanız, müşteri size haftanın yedi günü ulaşmak istiyor. Bu nedenle hiçbir zaman, 'Bugün dükkanı kapatayım da biraz dinlenelim.' deme lüksünüz yok. Dükkanınızı iki pazar açıp, üçüncüsünde kapatmaya kalktığınız anda, zar zor edindiğiniz müşterinizi rakiplerinize kaptırıyorsunuz. Çünkü müşteri her sipariş verdiğinde size aynı ödemeyi yapıyor ve karşılığında doğal olarak  her seferinde aynı hizmet kalitesini ve standardını talep ediyor. Restoranınız bir pazar açık bir diğerinde kapalı olduğunda, müşteri lezzet olarak sizin ürününüzü daha çok beğense bile, bir sonraki siparişini , istikrarlı hizmet sunabilen diğer müesseselerden vermeyi  tercih ediyor. Sonuç olarak, bana sorarsanız rakipleriniz arasında ayakta kalmak istiyorsanız, evet doğrusu bu ... 
Butik işletmelerin zincir restoranlara yenik düşmesinin  başlıca nedeni de budur aslında...

 

İlandex: Peki bu tempo uzun vadede personel ve işletmecileri isyan ettirmiyor mu?
Bu tamamen  işleyişin doğru kurgulanması ile ilgili bir konu.Yeterli sayıda ve donanımlı  personel çalıştıran işyerlerinde, herkes izin gününde kontak kapatabiliyor , yıllık izin kullanabiliyor ve buna rağmen işler aksamıyor. Maliyetleri düşüreceğim diye üç kişilik işi, bir adama yaptırmaya çalıştığınızda ya da bir personel daha almamak için, insanları izin gününde bile işe gelmeye mecbur bıraktığınızda,  aslında  bir çuval inciri berbat ediyorsunuz.

 

İlandex: İşverenleri bu şekilde davranmaya  ekonomik sebepler mi itiyor sizce? 
Bu davranış biçimini yargılamadan önce, sebeplerini ve arka planı doğru analiz etmek gerekiyor. Peşin hükümlü olmak  ve genelleme yapmak doğru olmaz.
Bir kısım işvereni böyle davranmaya mecbur bırakan en büyük etken ani  iş bırakmalar... Usta  bir anda işi bırakmışsa,  diğer ustaların haftalık  izinlerini kullanmaları  ya da normal saatlerinde çıkmaları  işleri aksatacağı için, işveren yeni personel bulana kadar çalışanlarından  fedakarlık talep etmeye mecbur kalıyor. Eğer işveren,  talep ettiği bu fedakarlığın karşılığını maddi olarak da verebiliyorsa , sektörün yapısı gereği yaşanan durum normal  karşılanabilir, ama eğer çalışanlara karşı takınılan bu tavır ve davranış şekli daimi ise gerçek sebebin personel sıkıntısı  veya ekonomik yetersizlikler olabileceğine inanmıyorum kendi adıma. 

 

İlandex: Yani sizce bu tablonun oluşmasından  işverenler mi sorumlu ?
Elbette hayır.  Bu sektörde bir tarafı günah keçesi ilan ederken, diğer tarafın  ise sütten çıkan ak kaşık olduğunu düşünmek büyük  bir yanılgı olur. Her  bir olayın münferit ve kendi arka planı ile beraber değerlendirilmesi gerek. Bir gurup  işletmeci maliyetlerle başa çıkamadığı ve mecbur kaldığı , diğer bir gurup ise  personelinin asgari ihtiyaçlarını  görmezden geldiği ve kasten umursamadığı  için çalışanlarının memnuniyetlerini sağlama konusunda yetersiz kalıyor. 
Müşteri memnuniyeti odaklı hareket etmeyi gerektiren bu sektörde, gözden kaçırılan şu ki , müşteriyi memnun edebilmenin yolu  önce çalışanlarınızı memnun edebilmekten geçiyor. Personel çalışma koşullarından memnun değil ise, işverenin niyetinin iyi ya da kötü olması, sonuçları değiştirmiyor. 
Çalışanların memnuniyetsizliği  önce  ifade ve  davranışlarına , sonra da performanslarına  ve   sundukları hizmetlere yansıyor. Aldığı hizmetten memnun kalmayan müşteri  hızla diğer alternatiflere yöneliyor. Müşterilerin birer ikişer kaybedilmesi ile işler azaldığında, sadece ilgili personelin değil tüm çalışanların motivasyonu düşüyor. Çalışanların motivasyonu düştüğünde , verilen  hizmet  kalitesi  daha da düşüyor ve bu da  daha fazla müşteri kaybına sebep oluyor. İşletme  zarar etmeye başladıkça mecburen tasarruf tedbirleri arttırılıyor ki bu da  giderlerin daha da kısılması ve personelin daha ağır şartlarda çalıştırılması anlamına geliyor . 
Maalesef  bu kısırdöngüye giren bir çok işletmede, yeterli sayıda personel çalıştırılmadığı, makul çalışma saatleri çok  aşıldığı ve  çok düşük maaşlar  ödendiği  hatta ödenmediği için  ani işten ayrılmalar başlıyor. Hatırlarsanız işlerin bu noktaya gelmesi, yine bir personelin  aniden işten ayrılması ile başlamıştı. İşveren bir kez bu  girdabın rüzgarına  kapıldıysa ,  yeni yatırımcı bulamaz ya da dükkanını devredemez ise kepenk indirmesi kaçınılmaz oluyor. 

 

İlandex: Bunlar gerçekten oldukça çarpıcı tespitler...
Madalyonun bir de öteki yüzü var tabii...
İşverenler arasında  iyi niyetli olanlar kadar,  kötü niyetliler de  bulunduğu  gibi,  çalışanlar için de aynı durum söz konusu...
Patronlarının  iyi niyetini  suistimal eden,  sorumluluklarını layıkıyla  yerine getirmeyen, yetkisini kötüye kullanan ve hatta hırsızlık yapan çalışanlar yüzünden başarısız olan ve  iflasın eşiğine kadar gelen nice iyi niyetli işletmeci de var.

 

İlandex: Kimi işletmelerin iflas etmesinden  çalışanlar mı sorumlu diyorsunuz yani...
Burada sorumlu aramaktan ziyade, sebep ve sonuçları irdeleyerek ,  aksaklıkların zincirleme bir reaksiyon gibi ilerlemesi sonucu  işlerin nasıl bu noktaya geldiğini anlamaya çalışmak daha doğru sanırım. 
Diyelim ki, ilk girdiği bir işyerinde canını dişine takıp çalışan  aşçının  ay sonunda  maaşı yatırılmıyor ve sosyal hakları ödenmiyor. Aynı aşçı, ikinci iş yerinde , maaşını alıp alamayacağından emin olamadığı için kendini öyle pek de paralamıyor. Yeni patron ise, aşçının pek isteksiz çalıştığını görünce, ansızın  işi bırakacağından endişe duyup, kendisini işten çıkarıyor.
Başka bir işyerinde ise, işveren  başta personelinin maaşını günü gününe yatırıyor. Usta da garson da maaşı alır almaz haber vermeden işi bırakınca , bu iş böyle olmayacak deyip, habersiz işten ayrılmaları engellemek için on günlük maaşı içerde tutmaya başlıyor.. Parasını alamayacağından korkan,işe yeni başlayan  personel  ertesi gün  işi bırakıyor.
Yine  başka bir işyerinde, patron  üçüncü gün işe gelip gelmeyeceğinden emin olamadığı için,  XXL beden yeni kuryenin bedenine uygun mont alma işini  biraz ağırdan alıyor. Bir motorcu montu bile alınmaması kuryenin zoruna gidiyor ve ertesi gün işe gelmiyor.
Emek hırsızlığının çok yoğun yaşandığı bir sektör bu ve hikayeler bu açıdan bakılıp, tarafsızca değerlendirildiğinde bazen bu kadar  da naif aslında. Her iki taraf da geçmişte çok kereler mağdur edildiği için, karşı tarafa kolay kolay güvenmiyor ve konuya kendi açısından bakıldığında  tamamen  haklı...
Bu arada, emek hırsızlığı derken,konuyu  sadece çalışan açısından ele almamak lazım . Uzun vadeli çalıştırılmak üzere  işe kabul edildikten sonra, mesleki eğitim verilerek  yetiştirilen bir çok personel,  eğitim sonrası  işi bırakarak , işvereni mağdur edebiliyor. İşverenin emeğinin çalınması da söz konusu yani ...

 

İlandex: Görülüyor ki, gıda sektörü büyük fedakarlık  ve sabır  gerektiriyor.
Maalesef bu işler zor işler  ... Bu sektörde çalışan hiç kimse, dışarıdan görenlerin zannettiği gibi kolay para kazanmıyor. Dinamik yapısı gereği , bu sektörde yaşanan personel sirkülasyonu diğer sektörlere nazaran oldukça fazla oluyor. Hem çalışanlar, hem işverenler geride bıraktıkları pek çok olumsuz tecrübenin etkisiyle, karşılarındaki kişiye güven duymakta zorlanıyor. Zamanla her iki taraf ta,  ya aşırı telkinli ya da fazla umursamaz bir ruh  haline bürünüyor.  Bu gibi yanlış  algı ve davranış biçimleri  nedeni ile, iyi niyetli insanlar çoğu zaman büyük çarkın içinde ziyan oluyor. Asıl üzücü olan şu ki, kimin faturasının kime çıkacağı pek  belli olmuyor  ve maalesef  bazen kurunun yanında yaş da yanıyor.  Deyim yerindeyse bu sektörün dışı seni yakar, içi beni kavurur anlayacağınız...


İçerik No: 007-02-SKT-1702-04-01
Yasal Uyarı: Her hakkı ilandex.com.tr'a ait olan Özgün İçerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. https://www.ilandex.com.tr adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilinir.

 

BUNLAR DA DİKKATİNİZİ ÇEKEBİLİR!

KURYE İŞ İLANLARINA BOŞA PARA HARCAMAYIN !

GIDA SEKTÖRÜNDE KİM GÜNAH KEÇİSİ KİM SUÇLU?       

LİMON BİTİ GÖRMÜŞ GİBİ KAÇMANIZ GEREKEN 12 MESAİ ARKADAŞI

GERÇEK KURYELER NAYLON MOTORCULARA KARŞI!                      

BİR GÜN BEN DE KÜÇÜK BİR RESTORAN AÇMAK İSTİYORUM !

HER RESTORAN AÇAN PARA BASIYOR DİYE BİR ŞEY YOK!  

 

Yorum Yap
*Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra 24 saat içinde yayına alınacaktır.