Blog Kategorileri
İlandex Blog

İtfaiyeci kahramansa kurye süper kahraman!

Oldukça  tehlikeli olan motosikletli kuryelik, mesleği icra edenlerin sarf ettikleri tüm mücadeleye rağmen, maalesef toplum içinde hak ettiği itibarı görmüyor. Hayatı iki teker üzerinde yollarda geçen kuryelerin baş etmek zorunda kaldıkları yoğun çalışma temposu, zorlu çalışma koşulları ve maruz kalınan haksız muamelelere uzun süre tahammül edebilmek için mangal gibi yürek ve deyim yerindeyse evliya sabrı gerekiyor. 
1.6.2017 14:00:00
Okunma Sayısı : 1179
İtfaiyeci kahramansa kurye süper kahraman!

Motosikletli kuryelerin yaşadığı zorluklar saymakla bitmiyor.


Oldukça  tehlikeli olan motosikletli kuryelik, mesleği icra edenlerin sarf ettikleri tüm mücadeleye rağmen, maalesef toplum içinde hak ettiği itibarı görmüyor. 
Hayatı iki teker üzerinde yollarda geçen kuryelerin baş etmek zorunda kaldıkları yoğun çalışma temposu, zorlu çalışma koşulları  ve maruz kalınan haksız muamelelere uzun süre tahammül edebilmek için mangal gibi yürek ve deyim yerindeyse evliya sabrı gerekiyor. 
Kurye ile hizmet verilen sektörlerin yapısı gereği, teslim edeceği paketi zamanında yetiştirmeye çalışan kuryenin çok sayıda risk alması gerekiyor. Zamanında teslim edilemeyen tek bir paketin, arkasından zincirleme olarak gelecek gecikmeleri  tetikleyeceğini  bildiği halde, dikkatini ve motivasyonunu kaybetmeden çalışmayı sürdürebilmek kolay iş değil. Çok seri ve organize şekilde hareket etmeyi gerektiren tempoya ayak uydurabilmek büyük beceri istiyor.
Uzun çalışma saatleri boyunca zamanla yarışan kuryeler, günün sonunda hem zihinsel hem de fiziksel olarak yorgun düşüyorlar. İki arkadaşı veya ailesi ile oturup derdini anlatmaya bile
mecali kalmayan kuryelerin yaşadıkları zorluklardan, meslektaşları dışında pek kimsenin haberi  olmuyor.
Geçim gailesi ile sektöre uzun yıllar hizmet sunan pek çok kurye, çok fazla özveri gerektiren mesleğin hiç de dışarıdan görüldüğü gibi olmadığını bakın nasıl samimiyetle dile getiriyorlar.
 

İtfaiyeci kahramansa, kurye süper kahraman!


Meslekte 12 yıl geçirmiş olan Orhan S., en çok zoruna giden konuyu şöyle  anlatıyor:


'Benim 12  yıldır her duyduğumda en çok canımı yakan şu söz oluyor : 'Adam yıllarca okuyor,dirsek çürütüyor,senin aldığın maaşı alamıyor. Sen de tutmuş, aldığın parayı beğenmiyorsun' diyor bazıları. 
'Her işin zorluğu var elbet ama rızkını kazanmak için, canını pazara çıkarıp, yola düşen eşini her sabah 'Allaha emanet ol'  diye yolcu eden kadının yaşadığı  endişenin bedeli kaç paradır, siz söyleyin...
Eyvallah okul okuyamadık ama, biz de her gün kelle koltukta geziyoruz. Her gün canını ortaya koyup yapılan kaç meslek var? Adam itfaiyeci, ömründe belki toplasan beş kere hayati tehlike geçiriyor ama herkesin gözünde kahraman. O yüzden, ne kimse ne kazandığını sorguluyor ne de çok görüyor; çünkü herkes biliyor ki, gerektiğinde fedakarca hayatını tehlikeye atan itfaiyeci, kazandığı parayı son kuruşuna kadar hak ediyor. 
Benim kuryelik yaparken bu güne kadar kaç kez hayati tehlike geçirdiğimi sorsanız, en az 500 desem yalan olmaz. Gel gör ki bırakın kimseden saygı görmeyi, bir de aldığımız üç kuruşu çok görüyorlar. Madem hayati tehlikelerden bahsediyoruz, itfaiyeci kahramansa, kurye süper kahraman o zaman...'
 

Aç insanın hiçbir şeye tahammülü olmuyor!


Evli ve 3 çocuk babası  Ahmet T. çocuklarını kuryelik yaparak büyütmüş.


'Ben 17  yıldır kuryelik yapıyorum. Restoranda da çalıştım, kurye firmasına da girdim, ecza deposuna da... Şimdi kendi motorumla yapıyorum da biraz daha rahatım çok şükür.
Bizim işin doğası gereği, her daim  zamanla yarışıyor, her gün  çeşit çeşit insanla uğraşıyorsun. Hepsinin de derdi başka oluyor. Adamın Almanya uçağına yetişecek  kalp hastası annesine acil ilaç  taşıyorsun misal, bir bakıyorsun çalışma var diye yol kapanmış. Sonraki çıkışta trafik kilit. Ne yapacaksın? Uçak beklemez. Paketi yetiştirememe lüksün yok.Mecburen canını ortaya koyup, aradan dereden geçerek, zar zor yetiştiriyorsun  paketi. Ambulansa yol açan adam, aynasına dokununca kızıp direksiyonu önüne kırıyor, sen pardon diyorsun; çünkü durup izah etmeye vaktin yok. Hadi her şey üst üste geldi, yetiştiremedin diyelim. Patron haklı, müşteri haklı, peki sen? Sen de haklısın ama senin anlattığının adı 'bahane' olur.
Pizza da taşıdım çok. O iş daha beter. Adam kapıyı öyle bir hışımla açar ki, sanırsın  pizzası kırk dakika geç geldi diye o fırça yiyecek. Sen zaten elinden geleni yapmışsın. Geç gittiysen ya paket geç çıkmıştır, ya  dükkanda beklemiştir ya da yolda trafik vardır. Bunlar müşterinin derdi değil ama... Adam haklı olarak parasını ödediği hizmetin karşılığını tam ve zamanında almak istiyor. Kötü olan şu ki, müşterinin muhatabı sen olunca, kabak hep senin başına patlıyor. Şekeri düşen adam, öfkelenip pireyi deve yapıyor. Ben kendimden de biliyorum, insan aç olunca hiç bir şeye tahammülü olmuyor. Siparişi zamanında yetiştireceğim diye gazı köklesen ya da terse girsen, bu sefer de trafikte yemediğin hakaret kalmıyor. Hiç olmadı, yolda adamın biri plakanı alıp dükkanı arıyor. Müşteriyi memnun etsen, patron canına okuyor 'Nerde kaldın? paket birikti...'  diye.  
İşin özü kuryelik öyle hiç de dışarıdan göründüğü gibi kolay meslek değil. İki ucu ... değnek desem yeridir. Kendini de paralasan kimseyi memnun edemiyorsun. '
 

Zaten bir işin bu, onun da yarısını getirmişsin!


3 yıldır kuryelik yapan Erhan E. karısı yüzünden mesleği bırakmayı düşünüyor.


'Çalıştığı gıda sektörünün zorluklarından dolayı, aynı yerde uzun süre çalışamadığını söyleyen Erhan, sürekli iş değiştirmesinden şikayet eden karısı yüzünden, ilk fırsatta bu işi bırakacağını söylüyor.
Trafikteki diğer araç sürücüleri klimalı araçları içinde konforlu şekilde yolculuk yaparken, biz yaz kış iki teker üzerindeyiz. Yazın kasktan başın pişiyor, kışın sümüğün donuyor. Bir keresinde, elim donduğu için iyi kavrayamadığım kutu yere düşüp patladı. Adam arayıp patrona şikayet etmiş. Gururuma yedirip de elim donmuştu diyemedim. Sonra bir de eve gel, işi niye bıraktığını hanıma anlat...
Bu memlekette  motora binmek zaten başlı başına risk. Bir kere önce, kimse seni görmüyor. Adam seni görmeyince yavaş ta gitsen, sinyal de versen tehlike aynı. Işıkta beklerken üstüne sigara fırlatan mı istersin, pet şişede kalan suyu boşaltan mı? Anlamıyorum, sanki motora binince görünmez oluyorum. 
Karadenizliyim ben.Sabrım taşınca bir anda yakıyorum gemileri ama bu iş sabır işi. O yüzden pek bana göre değil. Çocuk var, hanım var, mecburiyetten yapıyorum desem yeridir.
Bizim meslekte en üzücü olan şu bence. Motor kullanmak tam konsantrasyon gerektiren bir iş. Yolda karşına çıkabilecek tehlikeleri zamanında fark etmek için tüm dikkatini yola vermen gerek.
Kontağı her çevirdiğimde, üç kuruş uğruna hayatımı tehlikeye attığım için kendime kızıyorum ama patatesi unuttun diye 'Zaten bir işin bu, onun da yarısını getirmişsin'  diyen ukalanın birine denk gelince, dönüş yolunda gözüm ne ışık görüyor ne çukur...
Asıl sinirimi bozan şeyse, mecbur bir daha ayağına gittiğin adama  ' Sen siparişi kuryenin mi hazırladığını sanıyorsun kardeş?'  ya da 'Sen dört saatte otuz paket at bakalım da, nereni nerede unuttuğunu hatırlayabilecek misin?' diye ağzının payını verememek.'
 
İçerik No: 033-08-RPR-1706-04-01
Yasal Uyarı: Her hakkı ilandex.com.tr'ye ait olan Özgün İçerik, Fikir ve Sanat Eserleri ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. https://www.ilandex.com.tr adresine çalışır durumda link verilerek alıntı yapılabilinir.
 

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR !

 
 

 
Yorum Yap
*Yorumunuz editörlerimiz tarafından incelendikten sonra 24 saat içinde yayına alınacaktır.